5 Haziran 2013 Çarşamba
25 Mayıs 1960, Bir sonraki toplantılarını milli vicdanda yaptılar.
3 Mayıs 2013 Cuma
27 MAYIS'IN MENFUR KADROSU; İŞGALCİ VE CUNTACILAR
a) 27 Mayıs 1960 da Türk Silâhlı
Kuvvetlerinin, yönetimi, darbeyle milli iradeden alıp Milli Birlik Komitesine
devrettiği üyeler ve doğrudan ihtilali planlayan, sevk idare ve organize eden
grup :
S.No:
Adı ve Soyadı : Rütbesi /
Görevi :
01. Cemal GÜRSEL Devlet ve Hükümet Başkanı, Orgeneral
02. Ekrem ACUNER Kurmay Albay
03. Refet AKSOYOĞLU Kurmay Yarbay
04. Mucip ATAKLI Kurmay Albay
05. Fazıl AKKOYUNLU Piyade Yarbay
06. İrfan BAŞTUĞ Tümgeneral
07. Rıfat BAYKAL Kıdemli Piyade Yüzbaşı
08. Emanullah ÇELEBİ Kıdemli Kurmay Yüzbaşı
09. Ahmet ER Jandarma
Binbaşı
10. Orhan ERKANLI Kurmay Binbaşı (İnönü’nün
yakın dostu )
11. Vehbi ERSÜ Kıdemli Kurmay Yüzbaşı
12. Numan ESİN Kurmay Yüzbaşı
13. Suphi GÜRSOYTRAK Kıdemli Kurmay Binbaşı (İnönü’nün
yakın dostu)
14. Orhan KABİBAY Kurmay Yarbay
15. Kadri KAPLAN Kurmay Binbaşı
16. Mustafa KAPLAN Kurmay Yarbay
17. Suphi KARAMAN Kurmay Yarbay
18. Muzaffer KARAN Tank Kıdemli Binbaşı
19. Kamil KARAVELİOĞLU Kurmay Yüzbaşı
20. Osman KÖKSAL Kurmay Albay
21. Münir KÖSEOĞLU Kurmay Deniz Binbaşı
22. Fikret KUYTAK Kurmay Albay
23. Sami KÜÇÜK Kurmay Albay
24. Cemal MADANOĞLU Tümgeneral
25. Sezai O’KAN Kurmay Albay
26. Muzaffer ÖZDAĞ Kurmay Yüzbaşı
27. Fahri ÖZDİLEK Orgeneral (İstanbul
Sıkıyönetim Komutanı)
28. Mehmet ÖZGÜNEŞ Kurmay Yüzbaşı
29. Selahattin ÖZGÜR Kurmay Binbaşı
30. Şükran ÖZKAYA Kurmay Binbaşı
31. İrfan SOLMAZER Personel Kıdemli Yüzbaşı
32. Şefik SOYUYÜCE Kurmay Binbaşı
33. Dündar TAŞER Tank Binbaşı
34. Haydar TUNÇKANAT Kurmay Albay
35. Alpaslan TÜRKEŞ Kurmay Albay (Başbakanlık
Müsteşarı oldu)
36. Sıdkı ULAY Tümgeneral
37. Ahmet YILDIZ Kurmay Albay
38. Muzaffer YURDAKULER Kurmay ALBAY
Albaylar ( tümü kurmay) 9 kişi
ortalama yaş : 42
Yarbaylar ( tümü kurmay) 4 “ ortalama
yaş : 41
Binbaşılar ( 10’u kurmay) 13 “ ortalama
yaş : 38
Yüzbaşılar (4’ü kurmay) 7 “ ortalama
yaş : 34
Toplam : 33
Subay, ortalama yaş : 39, Görüldüğü gibi ortalama rütbe
binbaşı-yarbay’ dır. Otuz üç yüzbaşı-binbaşı-yarbay, son aşamada aralarına dört
general ve emekliliğini isteyerek izne ayrılmış bir orgenerali almışlardır.
yassıada (ENGİZİSYON) mahkemesi kararları
![]() |
| ONLAR; "ÖRGÜTLÜ BİR İHANET ŞEBEKESİ GİBİ" İDİLER!.. |
namı diğer YÜKSEK
(!?) ADALET DİVANI
Kuruluş : 12.Haziran.1960 tarih ve 1 sayılı ve
29.Haziran.1960 Tarih ve 16 Sayılı kararlar,
Yüksek Adalet Divanı Başkanı : Yargıtay 1. Ceza Dairesi Başkanı Salim BAŞOL
Asil Üyeler :
Yargıtay Dördüncü Ceza Dairesi
Başkanı Ferruh ADALI,
Yargıtay Üyesi Selman
YÖRÜK,
Yargıtay Üyesi Abdullah
ÜNER,
Danıştay Üyesi Hıfzı
TÜZ,
Danıştay Üyesi Cahit
ÖZDEN,
Askeri Yargıtay Başsavcısı Hakim
General Rıza TUNÇ
Askeri Yargıtay Üyesi Hakim Yarbay Hasan GÜRSEL
Askeri Yargıtay Üyesi Hakim Yarbay Nahit SAÇLIOĞLU
Yüksek Adalet Divanı Başsavcısı : Y.Soruşturma Kurulu Üyesi Altay Ömer EGESEL
Başsavcı Yardımcıları : Salim Ertem, Fahrettin Öztürk, Avni
Yurtsever, Faruk Siret Değermen, Orhan Erdoğan, Niyazi Kırdar, Ahmet Bayrak,
Süleyman Taşar, Necdet Darıcıoğlu, Servet Tüzün, Turgut Lüleci,
Yüksek Soruşturma Kurulu Başkanı :
Celalettin KURELMAN, Yargıtay 6. Ceza D. Başkanı
Duruşmaların Başlangıç Tarihi :
01.Ağustos.1960
Karar Tarihi : 15.Eylül.1961
KARARLAR; Yassı Ada’ da Demokrat
Parti Bakan ve Milletvekilleri Hakkında Verilen Cezalar:
ATATÜRK : * Türk milleti’nin idare
şekli “kuvvetler birliği” esasına dayanır. Egemenlik birdir. Kayıtsız şartsız
milletindir. Büyük Millet Meclisi, millet adına egemenlik hakkını kullanır.
Yasama ve yürütme yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde toplanır. Meclis
yasama yetkisini bizzat kullanır. Yürütme yetkisini kendi arasından seçeceği
Cumhurbaşkanı ile onun tayin edeceği Bakanlar Kurulu’na bırakır. Türkiye’de
Mahkemeler tarafsız ve bağımsızdır.!? (1935-Ulus Gazetesi)
BERAAT EDENLER : ( 47
KİŞİ )
İlhan Sipahioğlu, Sırrı Turanlı,
Arif Demirer, Kemal Özçoban, Kasım Küfrevi, Mehmet Ak, Atilla Konuk, İbrahim
Subaşı, Faik Ocak, Fuat Onat, Nusrettin Barut, Müfit Erkuyumcu, Hulusi Köymen,
Mehmet Karasan, Tahsin Cahit Çubukçu, Mehmet Hüsrev Ünal, Rasih Gürkan, Osman
Alihocagil, Şevki Erker, Abdülkadir Eryurt, Münip Özer, Fetullah
Taşkesenlioğlu, Sadık Altıncan, Ali Naci Duyduk, Mazhar Şener, Faruk Nafiz
Çamlıbel, Sedat Çetintaş, Rüştü Güneri, Aleksandır Hacıpulos, Fahrettin Ulaş,
Necmi Nuri Yücel, Mahmut Yüksel, Muzaffer Akdoğanlı, Şükrü Esen, Servet
Hacıpaşaoğlu, Şefik Bakay, Abdurrahman Fahri Ağaoğlu, Orhan Ocakoğlu, Cevdet
Özgirgin, Münip Hayri Ürgüplü, Naci Berkmen, Sabri Dilek, Mahmut Goloğlu, Fikri
Karanis, Osman Nuri Lermioğlu, Osman Tıran ve Hüseyin Ulus
Şemi Ergin, Selâhattin Karacagil,
Recep Kırım, Hilâl Ülman, Halim Alyot, Sedat Baran, Kemal Erdem, Yakup Gürsel,
Fevzi Hacırecepoğlu, İsmail Hadımlıoğlu, Rafet Tavaslıoğlu, Fikri Arığ, Sezai Demiray,
Kâmil Tayşı, Hamit Zülfü Tigrel, Nurettin Manyas, Rüknettin Nasuhioğlu, Hüseyin
Şahin, Rıfkı Salim Burçak, Mehmet Eyüboğlu, Melik Fırat, Sait Kantarel, Hasan
Numanoğlu, Rıza Topçuoğlu, Halil Akkurt, Muhtar Başkurt, Mustafa Çürük, Hamit
Dedelek, Hicri Sezen, Ali Şahin, Hamdi Bozbağ, Mustafa Hemiş, Tahsin İnanç,
Übeydullah Seven, Mehmet Dölek, Sami Göknar, İsak Altabey, Nazmi Ataç, Arslan
Nihat Bektik, Selim Erengil, Hüsamettin Giray, Ayşe Günel, Mehmet Gürpınar,
Mehmet Faruk Gürtunca, Ali Harputlu, Mucip Kemâlyeri, İbrahim Seven, Mıgırgıç
Şellefyan, Neclâ Tekinel, Nazlı Tılabar, Sebati Acun, Danyal Akbel, Selâhattin
Akçiçek, Necdet Davran, Perihan Arıburun, Necdet İncekara, Nuriye Pınar, Fevzi
Uçaner, Behçet Uz, Ahmet Ünal, Selim Ragıp Emeç, Süleyman Çağlar, Fikri
Apaydın, Ömer Başeğmez, Ebubekir Devellioğlu, Fahri Köşkeroğlu, Hakkı Kurmel,
Durdu Turan, Mehmet Ali Ceylan, Avni Sakman, Dündar Tekant, Hüsnü Yaman, İshak
Avni Akdağ, Hamdi Ragıp Atademir, Mustafa Bağrıaçık, Osman Bibioğlu, Remzi
Birant, Sıtkı Salim Burçak, Reyhan Gökmenoğlu, Muhittin Güzelkılıç, Ali Saim
Kaymak, Hulki Amil Keymen, Ahmet Koyuncu, Tarık Kozbek, Mustafa Runyun,
Sabahattin Sayın, Sami Soylu, Ömer Şeker, Nafiz Tahralı, Mehmet Diler, İbrahim
Germeyanoğlu, Ahmet İhsan Gürsoy, İrfan Haznedar, Süleyman Sururi Nasuhoğlu,
Emin Topaler, Atıf Akın, Selim Akış, Nebil Sadi Altuğ, Hikmet Bayur, Nafiz
Körez, Sudi Mıhçıoğlu, Cemil Şener, İhsan Yalkın, Turhan Akarca, Nuri Özsan,
Sadi Pekin, Turgut Topaloğlu, Şemsi Ağaoğlu, Baha Hun, Abdullah Eker, Ömer
Güriş, Ferit Tüzel, Şükrü Uluçay, Suat Bedük, Baki Erden, Fikri Şendur, Nusret
Kuruoğlu, Ömer Özen, Hamdi Özkan, Mahmut Pınar, Muharrem Tansel, Ali Çakır,
Hasan Gürkan, İsmail Özdoyuran, Ahmet Peker, Keramettin Gençler, Hâluk Çulha,
Hasan Polat, Salih Zeki Ramoğlu, Ömer Yüksel, Talât Alpay, Mahmut Ataman, Ömer
Lütfü Erzurumluoğlu, Numan Kurban, Fuat Nizamoğlu, Nazım Tanıl, Abdullah Akın,
Cemal Zühtü Aysan, Suat Başol, Ali Kaya, Tahir Öktem, Necati Tanyolaç ve Hulusi
Timur.
5 YIL AĞIR HAPSE MAHKUM
EDİLENLER : ( 117 KİŞİ )
Abdullah Aker, Sait Bilgiç,
Muzaffer Önal, Sait Ağar, Gani Gürsoy, Şefik San, Ali Yaşar, Orhan Kökten,
Mustafa Öztürk, Osman Talu, Necati Topçuoğlu, Orhan Uygun, Şeref Saraçoğlu,
Faruk Çöl, Nazifi Şerif Nabel, İsmet Olgaç, Hüseyin Özbay, Adnan Selekler,
Ahmet Tokuş, Yaşar Yazıcı, Mecit Bumin, Hilmi Çeltikçioğlu, Eyüp Doğan, Yaşar
Gümüşel, Hüsamettin Coşkun, Nihat Eğriboz, Piraye Levent, Ekrem Torunlu, Cevat
Ülkü, Esat Budakoğlu, Muzaffer Emiroğlu, Mekki Sait Esen, Ali İleri, Arif
Kalıpsızoğlu, Ahmet Kocabıyıkoğlu, Muharrem Tuncay, Sırrı Yırcalı, Sıtkı
Yırcalı, Ertuğrul Çolak, Mehmet Erdem, Şevki Hasırcı, Sait Göker, Ekrem Yıldız,
Rıfat Bingöl, Servet Bilir, Mithat Dayıoğlu, Mahmut Güçbilmez, Kadir Kocaoğlu,
Nezih Tütüncüoğlu, Behçet Kayaalp, Sadettin Kracabay, Nurullah İhsan Tolun,
Nurettin Fuat Alpkartal, Nahit Ural, Hamdi Bulgurlu, Ali Dedekargınoğlu, Cevat
Köstekçi, Ali Çobanoğlu, Ali Rıza Karaca, Nuri Onur, Hüseyin Ülkü, Sebahattin
Parsoy, Mustafa Zeren, Abidin Potuoğlu, Ekrem Cenani, İhsan Dai, Samih İnal,
Cevdet San, Selâhattin Ünlü, Rüştü Çetin, İbrahim Gürgen, Yakup Karabulut,
Hidâyet Sinanoğlu, Niyazi Soydan, Kemal Demiralay, Ali Lâtifaoğlu, Tevfik
Tığlı, Nizamettin Kırşan, Haluk Nihat Pepeyi, Mithat Perin, Celâl Ramazanoğlu,
Tahsin Yazıcı, Hristaki Yoannidis, Sadık Giz, Behzat Bilgin, Osman Kapani,
Ekmel Kavur, Basri Aktaş, Ali Gözlük, Ali Rıza Kılıçkale, Dursun Erol, Sadettin
Yalım, Nüzhet Onat, Gıyasettin Emre, Hasan Hayati Ülkün, Zihni Üner, Ali Gür,
Atıf Topaloğlu, Hüseyin Agun, Mehmet Fahri Mete, Ahmet Morgil, Nüzhet Akın,
Tacettin Barış, Hamdi Başak, Hamza Osman Erkan, Rıfat Kadızade, Salim Çonoğlu,
Necmettin Doğuyıldızı, Abdullah Keleşoğlu, Asaf Saraçoğlu, Fikri Şen, Hamdi
Tekay, Veysi Oran, Selâahattin Karayavuz, Pertev Sanaç, İsmail Şener ve Mustafa
Reşit Tarakçıoğlu.
6 YIL AĞIR HAPSE MAHKUM
EDİLENLER : ( 15 KİŞİ )
Kemal Erden, Hamit Koray, Fethi
Batur, Nail Geveci, Zuhuri Danışman, Süleyman Kuranel, Ali Ocak, Doğan Köymen,
Muammer Çavuşoğlu, Nazım Batur, Ömer Cebeci, Zeyyat Mandalinci, Şefik Çağlayan,
Mehmet Daim Süalp, Nurettin Aknoz.
7 YIL AĞIR HAPSE MAHKUM EDİLENLER : ( 6 KİŞİ )
Haluk Timurtaş, Hüseyin Bayrı,
Ahmet Hamdi Sezen, Sabri Erduman, Enver Dündar Başar ve Kâmil Gündeş
8 YIL AĞIR HAPSE MAHKUM
EDİLENLER : ( 2 KİŞİ ) İhsan
Gülez ve Halil Turgut.
10 YIL AĞIR HAPSE MAHKUM EDİLENLER : ( 17 KİŞİ )
Ethem Menderes, Atıf Benderlioğlu,
Hayrettin Erkmen, Hadi Hüsman, Haluk Şaman, Sebati Ataman, Nüzhet Ulusoy, Turan
Bahadır, Sefer Eronat, Halis Öztürk, Kenan Akmanlar, Burhanettin Onat, Halil
İmre, Servet Sezgin, Kemal Terzioğlu, Hamdi Ongun, Münif İslâmoğlu.
15 YIL AĞIR HAPSE MAHKUM
EDİLENLER : ( 3 KİŞİ ) Mükerrem
Sarol, Hüseyin Fırat, Burhan Belge
20 YIL AĞIR HAPSE MAHKUM
EDİLEN : ( 1 KİŞİ ) Nedim Ökmen
MÜEBBET HAPSE MAHKUM EDİLENLER : ( 30 KİŞİ )
Medeni Berk, İzzet Akçal, Celâl Yardımcı,
Tevfik İleri, Vacit Asena, Kemal Biberoğlu, Hilmi Dura, Osman Kavuncu, Himmet
Ölçmen, Kemal Özer, Necmettin Önder, Selâmi Dinçer, Ekrem Anıt, Hüseyin
Ortakçıoğlu, Reşat Akşemsettinoğlu, Murat Ali Ülgen, Selim Yatağan, Sadık
Erdem, Necati Çelim, Selâhattin İnan, Mazlum Kayalar, Nuri Togay, Muhlis
Erdener, Enver Kaya, Rauf Onursal, Kemal Serdaroğlu, Hadi Tan, Cemal Tüzün,
Samet Ağaoğlu, Sezai Akdağ
ÖLÜM CEZASINA ÇARPTIRILANLAR : ( 14 KİŞİ )
Celâl BAYAR, Adnan MENDERES, Fatin
Rüştü ZORLU, Hasan POLATKAN, Refik KORALTAN, Agâh EROZAN, İbrahim KİRAZOĞLU,
Hamdi SANCAR, Nusret KİRİŞOĞLU, Bahadır DÜLGER, Emin KALAFAT, Baha AKŞİT, Osman
KAVRAKOĞLU, Zeki ERATAMAN
İDAM KARARI İNFAZ EDİLENLER : Adnan MENDERES,
Fatin RÜŞTÜ ZORLU, Hasan POLATKAN,
YASSIADADA ÖLEN (?!) ve / veya
ÖLDÜRÜLEN : ( 7 - yedi milletvekili
)
Yusuf Salman, Lütfü Kırdar, Gazi
Yiğitbaşı, Yümmi Üresin, Nuri Yamut, Kenan Yılmaz ve Zakar Taver.
İNTİHAR :
1 Kişi, Namık GEDİK ( Aydın
Milletvekili )
BİLANÇO / 27 MAYI’IN,
MİLLETE-DEMOKRASİYE VE DP’YE FATURASI :
Toplam Tutuklu Sayısı : 402
(Biri Cumhurbaşkanı, diğerleri Bakan ve Milletvekili)
(Ayrıca, Muhtelif İl, İlçe, Ocak ve Bucak
Başkanı olarak tutuklandığı halde; Takipsizlık kararı ile salıverilen) : 338 Kişi )
Beraat Eden : 47 Mahkumiyet : 348 Asılarak
İdam Edilen : 3
Yassı Ada’da Ölen ve/veya
Öldürülen (*) : 7 İntihar : 1, Sağ Olarak Kurtulabilen: 391 kişi
(*) DP Sağlık Bakanı Dr. Lütfi
Kırdar, yassıda mahkemesinde savunma yaparken, şiddetli tahrik ve tahkir
sonucu, kürsüde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmiştir.
SONUÇ / ANALİZ :
01. 1946 – 1960 Dönemi seçilen
toplam Milletvekili sayısı : 1.462
02. Dönem İçinde Demokrat Partiye
Katılan Milletvekili : 15
03. Ara Seçimle Gelen Milletvekili
Sayısı : 18
03. Dönem İçinde Sahip Olunan
Toplam Milletvekili Sayısı : 1.495
04. Eceliyle Vefat Eden
Milletvekili : 30
03. Dönem İçinde Öldürülen : 1
04. Dönem İçinde Çekilen : 18
05. Dönem İçinde Çıkartılan : 16
06. Dönem İçinde Valiliğe Atanan :
2
Y A S S I A D A
Ölen veya Öldürülen : 7
İntihar Eden : 1
İdam Edilen : 3
Muhtelif Hapis : 348
Beraatle Sonuçlanan : 47
Takipsizlikle Sonuçlanan : 338
ANIT MEZAR, VEFAT VE ŞEHİTLER.......
Türkiye Cumhuriyeti’ nin 3. ve İlk Sivil
Cumhurbaşkanı Celal BAYAR
(1883–22.Ağustos.1986)
Türk Siyaset
ve Devlet adamı, siyasi gelenekte ülkemizin Atatürk’ den sonra gelen ikinci
adamı, Türkiye Cumhuriyeti’nin üçüncü ve ilk sivil Cumhurbaşkanı (Bursa, Gemlik
/ Umurbey – 1883 doğumlu), Plevne göçmenlerinden öğretmen Abdullah Fehmi
Efendi’nin (öl.1918) üçüncü oğludur. (ağabeyleri Behzat ve Asım) Abdullah Fehmi
Efendi 1877 Osmanlı-Rus savaşı’ndaki Balkan bozgunu sonunda, Gemlik
yakınlarındaki Umurbey köyüne göçtü. Buradaki okulda öğretmenlik yaptı. Mahmut
Celal BAYAR ilk ve orta öğrenimini babasının yanında gördü. Gemlik Mahkeme
Kalemi ve Enerji İdaresi’nde stajyer memur olarak çalıştı. Bursa’da açılan
Ziraat Bankası Veznedarlığı sınavını kazandı. Bankada veznedar olarak
çalışırken, Fransız papazlar yönetimindeki Collage de L’asomption’un fransızca
kurslarına devam etti. İpek böcekçiliği eğitimi veren Darullaim-i Harir
kurslarını izledi, İnegöllü Rafet Bey’in kızı Reşide Hanım ile (öl.1964)
evlendi. Üç çocukları oldu. Refii Bayar (1904-1941) ve Turgut Bayar (1911),
Nilüfer Gürsoy BAYAR (1921).
Mahmut Celal
Bey, siyaset hayatına Bursa’da gizli İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne girerek
atıldı. 1908 Meşrutiyeti’nin ilanından sonra bu cemiyetin Bursa’daki şubesinin
önce rehber muavini, sonra da, rehberi oldu. Bu arada Ziraat Bankası’ndan
Osmanlı Bankası’na geçti. 31 Mart ayaklanması başlayınca (1909) Hareket
Ordusu’na katılmak üzere Bursa ittihatçılarından bir gönüllü bölüğü oluşturdu.
Mudanya’ya kadar gittiyse de ayaklanma bastırıldığından İstanbul’a gitmesine
gerek kalmadı. İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin fırka (parti) konumunu alması
üzerine Bursa katibi mesulü oldu. Daha sonra İzmir katibi mesulluğüne atandı.
(1911) Ekonomik ve Sosyal konularla eğitim sorunlarına eğildi. Partisinin
öncülüğünde İzmir Kız Lisesi açılmasına önayak oldu. (1912) Basmahane’de
Şimendifer Meslek Okulu’nun açılmasına yardım etti. (1914) Yörenin ekonomisine
egemen olan azınlıkların yanı sıra Türk halkının da ekonomik etkinliğinin
arttırılması çabalarına girişti. “Halka Doğru Cemiyeti” ni “Halka Doğru” adıyla
bu derneğin yayın organı bir dergi çıkardı. Turgut Alp takma adıyla ekonomik
konularda yazı yazdı. Kooperatifçiliği yaygınlaştırmaya çalıştı. İzmir’de bir
Milli Kütüphane kurdurdu. Birinci Dünya Savaşı, Osmanlı İmparatorluğu’nun
yenilgisiyle son bulup İttihat ve Terakki iktidardan uzaklaşıp, bu Parti’nin
yöneticilerine karşı soruşturma ve suçlamalar başlayınca, savaş suçlusu olarak
İzmir Sıkı Yönetim Mahkemesi’nde yargılandı, aklandı, İstanbul’da itilafçı
hükümetler iş başına geçtiğinde adı bir kez daha tutuklanacaklar listesine
girince, arkadaşı jandarma yüzbaşısı Sarı Edip Bey (Sarı Edep Efe) ile
İzmir’den kaçıp dağlara çekildi. Gökçen Efe’ye sığındı. (Daha İzmir’de iken
işgal söz konusu olduğunda, İzmir Reddi İlhak Cemiyeti’nin ve Müdafaa-i Hukuki
Osmaniye’nin kuruluşuna katıldı.) Söke yöresindeki ulusal direnişçilerle
işbirliği yaptı. Direnişçiler safında yunan işgaline karşı Aydın’ın geri alınması
savaşlarına katıldı. Denizli cephesinde Demirci Mehmet Efeye danışman oldu.
Balıkesir Kongresi kararıyla Akhisar’da Milli Alay Komutanlığı’na atandı. Son
Osmanlı Meclisi Mebusanı’na Saruhan (Manisa) milletvekili olarak girdi. (1920)
İstanbul’daki bu mecliste Kuvvay-i Milliye’yi öven ve Saray’ın Ulusal Kurtuluş
Savaşı konusundaki ilgisizliğini yeren konuşmasıyla dikkati çekti.
İstanbul’daki bu meclisin İngilizler’ce basılması üzerine Anadolu’ya geçip ilk
TBMM’ye katıldı. İktisat encümeni raportörlüğü, iktisat bakan vekilliği, (1920)
yaptı. Çerkez Ethem ile TBMM arasında arabuluculuk yapmakla görevlendirilen
kurula üye seçildi. Çerkez Ethem ile görüşmeler yaptı. Mustafa Kemal Paşa’nın
buyruğu ile kurulan Türkiye Komünist Fırkası’nın kurucuları arasında yer aldı.
(1920) İktisat vekili oldu. (1921) Dışişleri Bakanı’na vekalet etti. Lozan
Barış Görüşmeleri’ne giden ilk delegasyonda danışman olarak görev yaptı. İkinci
TBMM seçimlerinde Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu adayı olarak İzmir
Milletvekili seçildi. (1923) Mübadele, İmar ve İskan vekili oldu. (1924) Aynı
yıl, İş Bankası’nı kurmakla görevlendirildi. Bakanlıktan ayrıldı. İş
Bankası’nın ilk Genel Müdürü olarak 1932 yılına kadar bu Banka’nın başında
kaldı. Yeniden İktisat Bakanı oldu. (1932-1937) İsmet İnönü’nün sağlık
gerekçesi ile izin alması üzerine önce Başbakan Vekili, 1 Kasım 1937’de de
Cumhuriyet’ in dokuzuncu İcra Vekilleri Heyeti Başkanı (Başbakan) oldu.
Atatürk’ün ölümü ve İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra
istifasını verdi. İnönü tarafından yeni Bakanlar Kurulu oluşturması istenince
de, 25.01.1939 tarihine kadar görev başında kalacak İkinci Bayar Hükümeti’ni
kurdu. 1939-1946 yılları arasında CHP İzmir Milletvekilliği yaptı. Türkiye’de
çok partili döneme geçme çalışmaları sırasında üç arkadaşıyla birlikte (Fuat
Köprülü, Adnan Menderes, Refik Koraltan) Türk demokrasi tarihinde “ Dörtlü
Takrir” adını alan “parti tüzüğü ve bazı kanunlarda tadilat” isteyen önergesini
Grup Başkanlığı’na verdi. (12 Haziran 1945) Önerge, CHP grubunda, imza
sahiplerinin dışındaki üyelerce oy birliği ile reddedildi. Bayar dışında kalan
önergesiler de CHP üyeliğinden çıkarıldı. Bunu üzerine Bayar, önce
milletvekilliğinden, (26 Eylül 1945) ardından da CHP üyeliğinden (3 Aralık
1945) ayrıldı. Üçü de, CHP’den çıkartılan (Köprülü, Menderes, Koraltan) ama
milletvekilliği süren, biri de (Bayar) bu partiden istifa eden Dörtlü Takrir
sahipleri, 7 Ocak 1946 tarihinde, Demokrat Partiyi kurdular. Bayar Genel Başkan
oldu. DP, 1946 seçimlerinde Bayar yönetiminde 66 Milletvekili ile Meclise
girdi. Celâl Bayar’ da bu kez İstanbul Milletvekili seçildi. 1946-1950 yılları
arasında ana muhalefet partisi lideri olarak eski partisi CHP’ye karşı sert bir
muhalefet yürüttü. DP, 14 Mayıs 1950’de yapılan seçimlerde oyların % 53.36’sını
alıp Mecliste büyük bir çoğunluk sağlayarak iktidar oldu. Bayar DP Genel
Başkanlığından istifa ederek, 22.Mayıs.1950’ de Cumhurbaşkanı seçildi. Türkiye
Cumhuriyeti’nin Atatürk ve İnönü’den sonra üçüncü ve ilk sivil Cumhurbaşkanı
olarak 1954 ve 1957 seçimleri sonunda da yeniden Cumhurbaşkanı oldu. Cumhuriyet
tarihinin, askerlikten gelmeyen ilk sivil Cumhurbaşkanı olarak; 27 Mayıs 1960 tarihine kadar bu görevini
sürdürdü. Cumhurbaşkanlığı süresince;
İnönü tarafından hafızalardan silinmek istenen Atatürk ve O’nun ilke ve
inkılâplarını yeniden hayata geçirdi. Demokrat Parti lideri ve Başbakan Adnan
Menderes ile yaptığı çok olumlu ve
uyumlu çalışmalar sonucu, cumhuriyet tarihinin en büyük kalkınma, gelişme ve
yenileşme hareketine katkıda bulundu. Atatürk’ün her şeyden çok istediği,
özlediği, en büyük hayal ve ideali olan Demokrasinin yerleşmesi, süreklilik
kazanması, ve kurumlaşması için olağanüstü gayret sarf etti. Kendisi,
Atatürk’ün sır arkadaşı, en yakın dostu ve belki de hayatta en çok seveni idi. Bu
nedenle; “Atatürk’ü Sevmek Milli Bir İbadettir” demiştir.
Ancak, 27
Mayıs’ta girişilen müessif bir isyan ve darbe sonucu 1960 da tutuklandı. Yassıada da kurulan
yüksek adalet divanı tarafından yapılan yargılama sonucu 15 Eylül 1961
tarihinde idama mahkum edildi. Hüküm verildiği zaman 78 yaşına idi. Ölüm cezası
milli birlik komitesi tarafından, kayresiz (müebbet) hapse çevrildi. Yassıada
dan Kayseri Ceza evine gönderildi. Dört yıla yaklaşan tutukluluğundan sonra
hasta olduğu gerekçesi ile 7 Kasım 1964 tarihinde salıverildi. Salıverildikten
sonra, “Ben de Yazdım” adlı 8 ciltlik anılarını yayımladı. “Bizim Ev” adıyla
bir kulüp oluşturup, kendisi gibi siyasal haklarını yitirmiş Demokrat Partili politikacıların haklarını
geri alabilmek için çalışmalar yaptı. Siyasal hasmı İsmet İnönü’nün yardımıyla
eski Demokrat Partililerle birlikte Anayasa da yapılan değişikliklerle bu
haklar, 1969 yılında geri verildi. Anayasa Mahkemesinin bu yoldaki değişikliği
iptal etmesi üzerine, Adalet Partisini desteklemekten vazgeçip, bu partiden
kopan Senatör ve Milletvekillerinin kurduğu Demokratik Parti’ yi destekledi.
Demokratik Partinin seçim kampanyalarına katıldı. Kızı Nilüfer Gürsoy’ un da
AP’ den ayrılıp Demokratik Partiye katılmasını teşvik etti. Ancak, daha sonra
Demokratik Partililerden büyükçe bir grubun tekrar AP’ ye dönmesi üzerine
BAYAR’ da 1975 senato kısmi seçimlerinde yeniden Adalet Partisini destekle
Bursa’ da yapılan AP mitinginde Süleyman Demirel ile birlikte kürsüye çıkarak
konuştu. Cezaları bağışlanan BAYAR, 1961 Anayasasına göre eski Cumhurbaşkanı
olarak, cumhuriyet senatosunun “Doğal Üyesi” sayılıyordu. Adalet Partili senato
başkanının, senatoya katılması yolundaki çağrısını, doğal üyeliğe karşı olduğu
gerekçesi ile reddetti. (1974) 12 Eylül 1980 sonrası yönetimini ve 1982
Anayasasını destekledi. Uzunca süren bir yaşlılık hastalığından sonra, 22
Ağustos 1986 günü 103 yaşında İstanbul’da vefat ettiğinde, kendisine devlet
töreni yapılmak üzere aziz nâaşı Ankara’ya götürüldü. Ve sonra yine devlet
töreni ile doğum yeri olan Bursa-Umurbey’ de, 23 Ağustos 1986 tarihinde; Türkiye’nin her tarafından, cenazeye katılmak
ve kendisini ebedi istirahatgâhı’ na yollamak üzere gelen binlerce vatandaşın
katıldığı büyük bir merasimle toprağa verildi.
Eserleri:
Bende Yazdım (1965-1972) arasında 8 cilt, Başvekilim Adnan Menderes (1969)
Politika
ile ilk teması, Aydın İl Başkanı olarak “Serbest Fırka” ile başlar.
1931’de,
Atatürk’ün isteği ile Halk Partisinden Aydın Milletvekili olarak seçildi. 11
Haziran 1945’
de toplanan CHP’ grubuna Celâl Bayar, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan ile
birlikte verdikleri “Dörtlü Takrir” nedeniyle ve yazdığı makaleler sonucu
21.Eylül.1945’ de partiden ihraç edildi. Ama O, Meclis Genel Kurulunda yaptığı
etkili konuşmaları ve yayınladığı makaleleri ile “Demokrasi kurallarına uygun
bir yönetimin ancak, tam, serbest ve tek dereceli bir seçimle iktidar
olabileceği” fikrini savunmayı azim, inanç ve kararlılıkla sürdürdü.
07.Ocak.1946’da
Celâl Bayar, Refik Koraltan ve Prof. Dr. Fuat Köprülü ile birlikte Demokrat
Partiyi kurdu. Menderes, Genel Kurul
Üyesi olarak Genel Başkanı Celal Bayar’ın da desteği ile, dört yıl süreyle
yurdun dört bir tarafını dolaşarak Demokratik yönetim biçimine ait olan
fikirlerini açık, samimi, inandırıcı bir üslup içinde savundu ve anlattı.
14 Mayıs 1950’de Demokrat Parti
büyük bir çoğunlukla iktidara geldi. Atatürk’ün en büyük arzu, hayal ve ideali
olan Demokrasiyi Cumhuriyet ile buluşturdu. Bu nedenle “Beyaz İhtilâl” olarak
nitelenen 14 Mayıs, “Demokrasi Bayramı” ilân edildi. Bu arada Atatürk’ün
Başvekili Celâl Bayar, TC’nin 3. ve ilk sivil Cumhurbaşkanlığına seçildi. Adnan
Menderes Başbakanlığa getirildi. İlk işi, memlekette barış ve huzuru sağlamak
amacıyla bir Genel Af çıkartmak oldu. Ayrıca, “Devr-i sabık yaratmayacağız”
kararı ile iyi niyetini gösterdi. Dış siyasette NATO’ya girmenin çetin
yollarını aştı.
14.Mayıs.1950’
de başlayıp, 27.Mayıs.1960 günü yapılan darbeye kadar geçen on yıllık süre
içinde; Yıllardır ihmal edilmiş, geri kalmış, içerde ve dışarıda itibar kaybetmiş olan Türkiye’ yi baştan başa
yeniden imar ve inşa etti. İşsizlik ve yoksulluğu yendi. Maddi, manevi ilmi ve
kültürel değerleri yeniden kazandırdı. Tarihten silinmeye ve yok olamaya yüz
tutmuş Atatürk ilke ve inkılâplarını yeniden hayata geçirdi. Dünya siyaset
tarihinde eşi emsali görülmemiş büyük bir kalkınma, gelişme ve çağdaşlaşma
hareketlerini gerçekleştirdi.
Merhum
Menderes zamanında halk, insanca yaşamayı öğrendi. Cehalet, yokluk, yoksulluk
ve işsizlikten kurtuldu. Milli ve manevi değer, eser ve zenginliklerine
kavuştu. Devlet adeta baştan başa yenilendi. Demokrasi kurumlaştı ve bir yaşam
biçimi olarak yerleşme yoluna girdi. Öyle ki, NATO standart, norm ve
kriterlerine göre bu dönemde, normal şartlarda yüz yıla tekabül eden büyük bir
kalkınma ve gelişme hareketi yaşandı. Menderes ve arkadaşlarının Demokrat Parti
ile gerçekleştirmiş olduğu eserler bugün, çok sevdiği Milletinin hizmetindedir.
Ancak, bu
olağanüstü kalkınma, gelişme, çağdaşlaşma
ve demokratikleşme hareketini vatan ve millet düşmanları ile devleti ve
milleti soymaya alışmış kitleler içlerine sindiremedi. On yıllık iktidarı
boyunca, sonuncusu dahil tam 4 darbe teşebbüsü ile karşı karşıya kaldı. Fakat,
O, vatanını, devletini insanını ve askerini yürekten seven, ordusuna güvenen,
demokrasi, hak, adalet ve hukuka dayanan bir insandı. Bu sevgi, saygı, güven ve
“güvendiği orduya” karşı duyduğu samimi itimat nedeniyle ve “kan dökülmesin,
masum insanlar telef olmasın, devletin ve demokrasinin düzeni bozulmasın”
inancıyla bir avuç çapulcuya karşı çıkmadı. Sabır ve tevekkül yolunu seçti.
Elbet yanlış, yalan ve iftiraların ortaya çıkacağını, iktidarının aklanacağını
ve aziz ve necip Türk milletinin
gerçekleri göreceğini sanıyor ve bu yanlıştan muhakkak dönüleceğine
inanıyordu. Bu inanç ve itimatla; Hükümete samimi ve sadık olarak bağlı Türk
Silâhlı Kuvvetlerini harekete geçirmedi. Milletin selâmeti için teslimiyeti
seçti.
Fakat, bir
avuç isyancı (38 kişi) tarafından gerçekleştirilen ve Menderes’in “vatan ve
millet aşkı” nedeniyle mukavemet görmeyen darbe ne hikmetse muvaffak olunca,
tutuklanarak Yassıada’ ya götürüldü. Türk hukuk tarihinin utancı olan yüksek
adalet divanı nam uyduruk mahkemelerde sözde yargılanarak idama mahkum edildi.
Burada kendisine eziyet, zulüm ve işkenceler yapıldı. Hayali sükut ve hüsrana
uğramıştı. Bir kez intihara teşebbüs etti.
O, kendisini milleti ve memleketine adayan büyük bir devlet adamı ve
büyük bir vatanseverdi. 17 Eylül 1960 günü öğle saatlerinde idam sehpasında
bile son sözleri “vatan sağ olsun” olmuş, “Allaaah!...” diyerek ruhunu (emaneti
sahibine) teslim etmiştir. Vatan sağ olsun. Nur içinde yatsın.
Fatin RÜŞTÜ ZORLU, (Eski Devlet Bakanı, Başbakan
Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı)
1910’da
İstanbul’da doğdu. Galatasaray Lisesi’nden sonra Paris Siyasal Bilgiler
Okulu’nu, Cenevre Hukuk ve İktisat Fakültelerini bitirdi. Dışişleri’nde Hukuk
Müşavir Yardımcısı oldu. Aynı Bakanlığın Ticaret Dairesi şefi olarak da
çalıştı.
O zamanki
Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras’ ın kızı Muallâ hanımla düğünleri, 30
Ağustos 1933’te bizzat Atatürk tarafından Dolmabahçe Sarayı’nda yapıldı. Bern
ve Paris Büyükelçilikleri’nde Başkatiplik görevlerinde bulundu. Moskova Büyük
Elçiliği Müsteşarı oldu. Beyrut’ta Başkonsolosluk yaptı. Cumhuriyet tarihinin
en ciddi, iyi ve ilkeli hariciyecilerinden biri olarak yetişti.
1950’den sonra
Devlet Bakanlığı Milletlerarası İktisadi İşbirliği Genel Sekreterliği’ne
getirildi. 1951’de Büyük Elçi olarak NATO’da Türkiye Daimi Temsilciliği
görevine atandı.
1954’te
Demokrat Parti’den Çanakkale Milletvekili seçildi. Devlet Bakanlığı ve Başbakan
Yardımcılığı yaptı. İki defa Dışişleri Bakanlığı’na getirildi. Dışişleri
Bakanlığı zamanında başta Kıbrıs konusu olmak üzere, Türkiye’nin dış politika
ilişkilerinin gelişmesi ve gelenek doğrultusunda yerleşip kurumlaşmasında çok
büyük katkılarda bulundu. Londra, Zürich ve Garanti antlaşmalarını hazırladı.
İmzalanması ve hayata geçmesini sağladı.
27.Mayıs.1960’da
tutuklanarak olağanüstü Yassıada Mahkemesi’nde yargılanıp, yüksek adalet
divanınca idama mahkum edildi. Yassıada da çok haksız ve insanlık dışı muamelelere
maruz kaldı. Bu yüz karası ve hukukun utancı durumundaki mahkemelere adeta
meydan okudu. Yine de dönemi ile ilgili bütün eylem ve işlemlerini sonuna kadar
yiğitçe savundu. Cumhuriyet tarihinin en iyi ve en vatansever, Atatürkçü
(Kemalist) ve milliyetçi Dışişleri Bakanı olduğunu tarihe altın harflerle
yazdırdı. Her celsede mahkeme heyetine neredeyse ders verdi. Arkadaşlarının en
büyük destekçisi ve moral kaynağı idi. İsyancı cunta ve cuntacılara asla taviz
vermedi, asla af ve aman dilemedi. Fakat, sonunda onları buraya tıkan irade
hükmünü vahşice icra etmekte gecikmedi.
16 Eylül 1960
günü kadere inanmışların rahatlığı içinde abdestini aldı, namazını kıldı. Çok
yüksek ve onurlu bir tavırla Yiğitçe sehpaya çıktı. İpi boynuna kendisi geçirdi
ve Allah’ın rahmetine kavuştu. Mekanı cennet olsun.
Hasan POLATKAN (1,2,3 ve 4. Dönem Menderes Hükümetleri Maliye Bakanı)
1915’te
Eskişehir’de doğdu. Eskişehir Lisesi’ni ve Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni
bitirdi. Ziraat Bankası’nda Müfettiş olarak çalıştı. 1946’da Demokrat Parti’den
Eskişehir Milletvekili olarak seçildi.
1946 – 1950
döneminin demokrasi, insan hakları, adalet ve hukuk mücadelesinde rol aldı.
Celâl Bayar, Menderes ve arkadaşları ile bütün Türkiye’yi dolaştı. Halkı
aydınlattı. Vatandaşın yaşadığı yokluk, ızdırap, sıkıntı ve mahrumiyetleri
yerinde gördü.
Birinci
Menderes Hükümetinde önce Çalışma Bakanlığı yaptı.Sonra Maliye Bakanlığına
getirildi. Maliye bakanlığı süresince; Milli Siyaset Belgesi, Atatürk ilke ve
inkılâpları ile “namuslu, dürüst, demokrat, temiz devlet-dürüst hükümet”
prensibi doğrultusunda çok büyük, önemli ve değerli eser ve hizmetlere imza
attı. Maliye Bakanlığını kurumlaştırdı.
“Devletin
Namusu” kavramını maliye teşkilâtına yerleştirdi. Dahilde Ekonominin gelişmesi,
uluslar arası iktisadi ilişkilerin kurulması, milli kaynakların aktive edilmesi
ve dönem hükümetince sürdürülen akıl almaz kalkınma ve gelişme hızının mali
motivasyonu gibi çok büyük hizmetler ifa etti. Vergi kanunlarının demokratik
hukuk, insani boyut, evrensel kriter ve adalet ilkelerine uygun olarak yeniden
düzenlenmesini sağladı. Liberal ekonomik düzenin yerleşmesi, imkân ve fırsat
eşitliğinin yaratılması ve serbest piyasa koşullarının oluşmasına öncülük ve
önderlik yaptı.
27 Mayıs
1960’a kadar bu görevde kaldı. Yassıada Olağanüstü Mahkemesinin kararı ile
idama mahkum edildi, hüküm 16 Eylül 1960 günü uygulandı. O tatlı yüz, o sevimli
insan böylece yürekten inandığı yüce
yaratıcısına kavuştu. Allah rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun.
Bu Anıtmezar,
Ülkemiz 1945 yılında çok partili hayata geçtikten
sonra kurulan siyasi partiler arasında Demokrat Parti’nin müstesna bir yeri
vardır. 7 Ocak 1946 tarihinde Adnan Menderes ve üç arkadaşı tarafından kurulan
Demokrat Parti, kısa zamanda halkın sevgi ve güvenini kazanmış, 14 Mayıs 1950
‘de yapılan tek dereceli ilk seçimde iktidarı ele alarak memleketi 10 yıl idare
etmiştir.
Tarihimize
“Demokrat Parti Dönemi” adı ile geçen bu dönemin tek Başbakanı Adnan Menderes’tir.
Bu yıllar, kalkınma açısından Türkiye’nin atılım yılları olduğu gibi, dış
politika bakımından da memleket güvenliğinin sağlandığı bir dönemdir.
Demokratik rejimin getirmiş olduğu güven duygusu içinde Türk Milleti,
geleceğine umutla bakıyor. Ve Türkün kaderi, serbest demokratik rejimle
birlikte, pek açık bir suretle artık değişiyordu. 10 yıllık Demokrat Parti
dönemini işte böyle özetlemek mümkündür.
Fakat
yurdumuzun bu hızlı kalkınması, ne yazık ki, 27 Mayıs 1960 tarihinde bir
hükümet darbesi ile kesintiye uğradı. Demokrasinin gelenek ve teamüllerinin
henüz yerleşmediği bir dönemde, türlü tesirler altında orduda kurulan bir
askeri cuntanın gizlice hazırladığı darbe ile Demokrat Parti iktidarı sona
erdi.Darbeyi gerçekleştiren cunta, memleket yönetimini ele aldı, ve devirdiği
partinin liderleriyle birlikte 400 kadar milletvekillini de tutuklayarak
Marmara Denizi’nin ortasındaki Yassıada’da gözetim altına aldı. İhtilal
İdaresi, DP’li siyaset ve devlet adamlarını kendisinin seçtiği kimselerden
oluşan ve “Yüksek Adalet Divanı” adını verdiği özel bir mahkemede “Anayasayı
ihlal yakıştırması” ile yargılatarak, 348’ini ağır cezalara mahkum etti.
İdam cezasına çarptırılan 15 kişiden olan üçünün, Başbakan ve Demokrat Parti
Genel Başkanı Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye
Bakanı Hasan Polatkan’ın cezalarını yine Marmara’nın ortasında bulunan bir
başka adada, İmralı Adası’nda asarak infaz eyledi.
Fakat
27 Mayıs darbesi, Türk halkı tarafından asla tasvip görmemiş, hele üç devlet
adamının darbe tarihinin üzerinden bir buçuk yıl geçtikten, yani iktidara
yöneltilen suçlamaların iftira olduğu ortaya çıktıktan sonra idam edilmeleri
ise, memleketteki üzüntüyü bütün bütün arttırmış, milli birlik ve
beraberliğimizi sarsarak, ülkemizi iktisadi açıdan tam bir durgunluğun, rejim
yönünden de şiddetli bir buhranın içerisine atmıştı. Türkiye’nin böylesine bir
gerginlik içinde kalamayacağı aşikardı. 1961 yılının sonbaharında işbaşına
gelen sivil idare, Yassıada hükümlüleri için arka arkaya af kanunları çıkarmaya
başladı ve müebbet hapis cezasına mahkum olanları dahi birkaç yıl içerisinde
serbest bırakarak cezaevlerini boşalttı. Sonra hepsinin siyasi hakları iade
edildi.
Ama,
Af Kanunları, Demokratların uğradıkları haksızlıkların giderilmesi için yeterli
değildi. Zira, darbe ile düşürülüp, ağır cezalara çarptırıldıktan sonra bile,
Türk Politika hayatı üzerinde güçlü tesir ve nüfuzu devam ettiren ve halkımızın
yanında böylesine yüksek itibara sahip bir siyasi kadronun suçlu sayılması akla
da, vicdana da aykırı düşüyor ve toplumumuzu rencide ediyordu. Türk toplumu,
büyük çoğunluğu ile, Demokrat Parti’nin devamı ve uzantısı olduklarını söyleyen
siyasi partilere her seçimde oy veriyor, DP dönemine duyduğu özlemini bu
suretle açığa vuruyordu. O halde, ortada büyük bir çelişki ve çarpıklık var
demekti. Milletimizin, ihtilalin devirdiği insanları baş tacı etmesinin manası
açıktı; İhtilal halka dayanmıyor, halktan destek almıyor demekti. Çarpıklık
işte burde idi. Bu çarpıklığı düzeltip toplumu rahatlatabilmek için, af
kanunlarının ötesine geçmenin ve bu itibarla DP’li politika ve devlet
adamlarının suçsuzluklarını ilan etmenin zamanı çoktan gelmişti. Halkımızın
yıllardan beri beklediği de bu idi.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi, Nisan 1990 tarihinde yeni bir Kanun daha çıkardı. Bu
kanun, eski DP’lilerin bu defa itibarlarını hukuken iade etmek suretiyle onları
akladı. Ve Yassıada Mahkumiyetini, Anayasamızın kuvvetler ayrılığı prensibi
yüzünden ancak böylesine bir yolla ortadan kaldırmış oldu. İmralı Adası’nda
idam edilip orada defnedilmiş olan üç devlet adamının mezarlarının da bir başka
yere devlet töreni ile nakledileceği hükme bağlandı. İşte bunun üzerinedir ki;
Yıldırım Akbulut hükümeti, İmralı’dan nakledilecek üç mezar için bu anıtı inşa
ettirmeye başladı. Mezarların naklinin, Başbakan Menderes’in idam edildiği
günün yıl dönümüne, yani 17 Eylül tarihine yetiştirilebilmesi için Anıtmezar,
geceli gündüzlü bir çalışma ile 52 gün gibi rekor denilecek bir sürede
tamamlandı. Truva vapuru üç şehidin yakınları ile, Demokrat Parti
Milletvekillerini alarak 15 Eylül günü akşamı Sarayburnu’ndan İmralı’ya hareket
etti. Mezarlar 16 Eylül Pazar günü açıldı. Ve merhumların kemikleri dini
törenle üç ayrı tabuta kondu. Truva vapuru 17 Eylül Pazartesi sabahı
Sarayburnu’na doğru yola çıktı.
Cenaze
namazları Muratpaşa Camii’nde kılındı ve orada düzenlenen kortej, 25 kilometre ötede
bulunan Anıtmezar’a doğru yürüyüşe geçti. Kortejin başında, daha başkanlığı
sırasında bu davayı ele alıp azimle takip etmiş olan Cumhurbaşkanı Turgut Özal
yürüyordu. Eski başkentin sokakları yurdun her tarafından gelen insanlarla dolu
idi. İmralı’dan gelen tabutları selamlamak için Türkiye’nin 73 vilayetini
temsilen İstanbul’a gelen 73 heyet de Anıtmezar’a konulmak üzere getirdikleri
topraklarla birlikte törende yerlerini almışlardı. Anavatan ve Doğruyol
Partileri’nin merkez ve taşra teşkilatlarının tamamı orada idi.
Halkımızın
Cumhuriyet döneminin en sevilen talihsiz Başbakanı Adnan Menderes’i ve O’nun
yine talihsiz kader arkadaşlarını gözyaşları içinde ebedi istirahat yerlerine
uğurladı. Bu Anıtmezar’ın çok kısa hikayesi işte bundan ibarettir.Yüce Türk
Milleti’nin hak ve adalet duygusunun, kadirbilirliğinin, Demokrasiye sarsılmaz
bağlılığının güzel bir sembolü olan bu anıt, burada yatanların üstün hizmetleri
ve aziz hatıralarıyla birlikte Türk’ün büyük meziyetlerini de gelecek kuşaklara
sevgi ve saygı ile aktaracaktır.
(*) Gelenek ve Gerçek, Mustafa Nevruz SINACI
YASSIADA'YA GİRMEYENLERDEN SAĞ OLANLAR........
01.ŞUBAT.1994
TARİHİ İTİBARIYLA ,
DP MİLLETVEKİLLERİNDEN YASSIADA’YA
GİRMEYENLERDEN
SAĞ OLANLAR
Ahmet Nuri
KADIOĞLU, Sabri Özcan SAN, Abdülbaki ÖKTEM, Zeki BAŞAĞA, Halis TOKDEMİR, M.
Sedat BARI, Bahattin ÖRNEKOL, Mustafa GÜLCÜGİL, Şekip İNAL, Sadık PERİNÇEK, Ali
İMAMOĞLU, Aliye COŞKUN, Halit ZARBUN, Mithat SAN, Necmi İNANÇ, Zeki ÇAVUŞOĞLU, Melih KOÇER, Veysel VAROL, Necmi ARMAN, Ramiz EREN, Enver BATUMLU, Pertev ARAT, Yakup ÇUKUROVA, Zahit AKDAĞ, Firuzan TEKİL, Cevdet ÖZTÜRK, İrfan AKSU, Hasan
MAKSUTOĞLU, Ahmet KAVUNCU, Ali Galip BUBİK, Ali Ulvi ARIKAN, Ercüment DAMALI, Celâl ÖNCEL, Hüseyin ÇİTİL, Hacim YILMAZ, Ethem ERDİNÇ, Zafer GÖKÇER, Yusuf
ULUSOY, Lütfi TOKOĞLU, Muslih GÖRENTAŞ, Osman ÖZBİLEN, Niyazi Ünal ALÇILI, Selâhattin BENLİ, Ferit KILIÇLAR, Hasan DİNÇER, Feridun ERGİN, Sabri İŞBAKAN, Rıza ÇERÇEL, Necdet AZAK, Muzaffer KURBANOĞLU.
01 ŞUBAT 1994 İTİBARIYLA "HAYATTA OLAN DEMOKRATLAR"
GANİ GÜRSOY, İSMAİL
HADIMLIOĞLU, ARİF DEMİRER, OSMAN TALU, KASIM KÜFREVİ, MEHMET AK, SADIK ERDEM, ATİLLA KONUK, ADNAN SELEKLER, HİLMİ ÇELTİKÇİOĞLU, NAİL GEVECİ, CEVAT ÜLKÜ, HALİL İMRE, ESAT BUDAKOĞLU(*), SIRRI YIRCALI, ERTUĞRUL ÇOLAK, MEHMET ERDEM, SERVET BİLİR, İHSAN GÜLEZ, NEZİH TÜTÜNCÜOĞLU, HÜSEYİN ULUS, HÜSEYİN BAYRI,
RECEP KIRIM, AGAH EROZAN, YEKTA TEKSEL, HİLAL ÜLMAN, AHMET HAMDİ SEZEN, SERVET
SEZGİN, NURİ TOGAY, SEDAT BARAN, KEMAL BİBEROĞLU, BAHA AKŞİT, TURAN BAHADIR, FİKRİ ARIĞ, MEHMET HÜSREV ÜNAL, NURETTİN MANYAS, MÜKERREM SAROL, HÜSEYİN ŞAHİN, OSMAN ALİHOCAGİL, RIFKI SALİM BURÇAK, ŞEVKİ ERKER, MELİK FIRAT, MÜNİP ÖZER, HALİL AKKURT, EKREM CENANİ, İHSAN DAİ, HAMDİ BOZDAĞ, HAYRETTİN ERKMEN(*), MUSTAFA HEMİŞ, MAZHAR ŞENER, UBEYDULLAH SEVEN, RÜŞTÜ ÇETİN, MEHMET DÖLEK,
HÜSEYİN FIRAT, HİDAYET SİNANOĞLU(*), KEMAL DEMİRAY, ALİ LATİFOĞLU, SELİM
ERENGİL, RÜŞTÜ GÜNERİ, MEHMET GÜNPINAR, ENVER KAYA, MİTHAT PERİN, İBRAHİM
SEVEL, NECLA TEKİNEL, NECMİ NURİ YÜCEL, PERİHAN ARIBURUN, NURİYE PINAR, MUZAFFER AKDOĞANLI, HİLMİ DURA, ŞÜKRÜ ESEN, MÜNİF İSLAMOĞLU(*), İHSAN YALKIN, SERVET HACIPAŞAOĞLU, HAKKI KURMEL, M. ALİ CEYLAN, DÜNDAR TEKAND, NÜZHET UNAT, AHMET KOYUNCU, SABAHATTİN YAYIN, SAMİ SOYLU, ÖMER ŞEKER, MEHMET DİLER, İBRAHİM
GERMİYANOĞLU, AHMET İHSAN GÜRSOY, İRFAN HAZNEDAR, KEMAL ÖZER, SEZAİ AKDAĞ, SAMİ
ERGİN, NAFİZ KÖREZ, HULUSİ TİMUR, ORHAN OCAKOĞLU, TURHAN AKARCA, ŞEMSİ AĞAOĞLU, TURGUT TOPALOĞLU, ŞEFİK ÇAĞLAYAN, GIYASETTİN EMRE, HASAN HAYATİ ÜLKÜN(*), MEDENİ BERK(*), HÜSEYİN AGUN, OSMAN KAVRAKOĞLU, NÜZHET AKIN, SELAMİ DİNÇER, BAHA HUN, ABDULLAH KELEŞOĞLU, NÜZHET ULUSOY, SUAT BEDÜK(*), M. DAİM SUALP(*), ÖMER ÖZEN, İSMAİL ÖZDOYURAN, HALUK ÇULHA, FİKRİ KARANİS, HASAN POLAT, SALİH
ZEKİ RAMOĞLU, İSMAİL ŞENER, ÖMER ERZURUMLUOĞLU, NUMAN KURBAN, SUAT BAŞOL.
(*) 01.Haziran.2004
tarihine kadar vefat ettiği öğrenilenler.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










